E-ihracat sitesi yaptırmak, Türkçe mağazaya bir İngilizce düğmesi eklemek değildir; hedef ülkedeki alıcının ürünü anlayıp kendi para birimiyle, alıştığı yöntemle ödeyip paketi sürprizsiz teslim alacağı bir satış hattı kurmaktır. Sitenin kapsamını ve bütçesini dört soru belirler: hangi dilde, hangi para biriminde, hangi ödeme yöntemiyle ve hangi kargo düzeniyle satacaksınız? Yurt dışına ilk kez açılan bir üretici için doğru başlangıç çoğu zaman tek ülke, tek dil ve tek para birimiyle kurulan, ama ürün verisi baştan çok pazara hazırlanmış bir mağazadır.
Bu yazı, sipariş almaya hazır bir üreticinin ajansla masaya oturmadan önce kararlarını netleştirmesi için yazıldı. Hangi aşamada neye para ayırmanın mantıklı olduğunu, neyin bekleyebileceğini ve teklif okurken hangi satırların aranacağını konu konu ele alıyoruz. Kargo ve gümrüğün genel işleyişini, pazaryeri seçeneklerini baştan öğrenmek istiyorsanız önce e-ihracat rehberine bakmak iyi bir başlangıç olur; buradaki odak sitenin kendisi.
Kapsamı dört soru belirler: dil, para birimi, ödeme, kargo
Ajanslardan gelen teklifler arasındaki büyük farkların bir kısmı işçilikten değil, teklifi hazırlayanın neyi varsaydığından doğar. Biri “çok dilli site” deyince aynı içeriğin iki dilde yayınlanmasını anlar; öteki ülkeye göre fiyat listesi, vergi hesabı ve kargo ücretini kastederek kapsam çıkarır. İki teklif de aynı başlığı taşır ama aynı işi anlatmaz.
Bu yüzden görüşmeden önce her soru için cevabınızın hangi seviyede olduğunu belirleyin. Dil sorusu “kaç dil” ile bitmez: metni kim yazacak, kim kontrol edecek, ülke başına ayrı URL olacak mı? Para birimi sorusu “ekranda ne görünecek” ve “hesabınıza ne yatacak” diye ikiye ayrılır. Ödeme sorusu, hangi sağlayıcının sizinle çalışabileceğiyle başlar. Kargo sorusu ise ücret tablosundan gümrük evrakına ve iade yoluna kadar uzanır.

Tablodaki orta sütun için hazırlık yapıp sol sütunla başlamak, çoğu üretici için en sağlıklı denge olur. Sağ sütundaki yapı ise ciddi hacim ve birkaç ülkede tekrar eden satış olmadan kendini amorti etmeyebilir. Hangi ülkede ne kadar satacağınızı bilmeden sağ sütunu kurmak, henüz kimsenin kullanmadığı bir fabrika hattına yatırım yapmaya benzer.
Siteden önce ülke: ilk pazarı hangi kanıtla seçersiniz?
“Avrupa'ya satacağız” cümlesi siteye dönüştürülebilecek bir hedef değildir. Almanya'da alıcı faturalı ödemeye, Hollanda'da banka temelli ödemeye, ABD'de ise bambaşka bir kargo süresi ve vergi düzenine göre düşünür. Kapsamı çıkarabilmek için bir ülke adı gerekir, ülke adı için de bir kanıt.
En güçlü kanıt, size zaten gelmiş olandır. Varsayımsal bir örnekle anlatalım: Denizli'de havlu üreten bir firmaya son iki yılda Almanya ve Hollanda'dan e-postayla küçük toptan talepleri geldiyse, ilk pazar sorusunun yarısı cevaplanmıştır. Aynı firma Etsy'de birkaç ülkeye satış yapıyorsa, satışın yoğunlaştığı ülke ikinci sinyaldir. Search Console ve analitik hesabınızda belirli bir ülkeden gelen arama ve ziyaret varsa üçüncü sinyal budur. Bunların hiçbiri yoksa, sitenin dil ve ödeme kapsamına karar vermek için erkendir; önce pazar ve kargo araştırması, belki küçük bir pazaryeri denemesi gerekir. Pazaryeri mi kendi site mi sorusunu bu noktada dürüstçe sormak para kazandırır.

Ülkeyi seçerken talebin yanına üç pratik soru ekleyin. Ürününüz o ülkeye kargoyla makul maliyete gidebiliyor mu? Bir mobilya üreticisiyle takı üreticisinin yanıtı aynı olmaz; hacimli ürünlerde desi hesabı kârı bitirebilir. Ürün o ülkede özel belge veya uygunluk şartına tabi mi? Gıda, kozmetik, oyuncak ve elektrikli ürünlerde bu soru siteden önce gelir. Son olarak, iade gelirse ne yapacaksınız? Ürünün geri dönüş maliyeti değerine yakınsa iade politikası ve fiyat buna göre kurulmalıdır.
Dil: Türkçe metni çevirmek yetmez, ürün bilgisi yeniden düşünülür
Türk üreticinin en sık kurduğu hayal, mevcut sitenin çevrilmesidir. Çeviri gereklidir ama satışı getiren kısım çoğu zaman onun ötesindedir. Örneğin Türkçede “pike takımı” diye sattığınız ürünü İngiltere'deki alıcı başka kelimelerle, ABD'deki alıcı yine başka ölçülerle arar. Yatak ölçüleriniz santimetre, oradaki alıcınınki “king” veya “queen” olabilir. Almanya'da posta kodu şehirden önce yazılır; ABD'de eyalet alanı zorunlu olur, birçok ülkede eyalet alanı boş kalır. Form bunu bilmiyorsa sepet o noktada kaybedilir.

Kaç dil sorusunda dürüst ölçü şudur: o dilde gelen bir müşteri mesajına cevap verebiliyor musunuz? Sitede Almanca satıp Almanca yazılan iade talebine üç günde makine çevirisiyle cevap veriyorsanız, dili müşteriye vaat edip operasyonda karşılamamış olursunuz. İlk aşamada tek bir yabancı dille çıkmak ve o dili iyi yapmak, çoğu üretici için dört dilin zayıf halinden daha iyi sonuç verir. Bu kararın ayrıntıları ayrı bir yazı konusu: çok dilli web sitesi ne zaman gerçekten gereklidir sorusu sizi gereksiz kapsamdan koruyabilir.
Teknik tarafta iki kararı erkenden verin. Birincisi URL yapısı: /de/, /en/ gibi alt klasörler çoğu küçük ve orta işletme için yönetilmesi kolay bir yoldur; ülke alan adları ise ayrı ekip ve ayrı içerik gerektiğinde anlam kazanır. İkincisi hreflang etiketleri: arama motoruna hangi sayfanın hangi dil ve ülke için olduğunu söyler. Yanlış kurulduğunda Alman alıcı Türkçe sayfaya düşebilir. Ayrıca dil seçimini yalnızca IP adresine bakıp zorla yönlendirmek hem kullanıcıyı hem arama motorlarını zorlar; öneri göstermek, seçimi kullanıcıya bırakmak daha güvenlidir.
Para birimi: euro göstermek ile euro tahsil etmek ayrı işlerdir
Sitenizde fiyatın euro görünmesi, paranın euro olarak tahsil edildiği anlamına gelmez. Üç ayrı düzey vardır. İlkinde fiyat yalnızca ekranda çevrilir, ödeme TL üzerinden alınır; alıcının bankası kendi kurunu uygular ve ekstresinde gördüğü tutar sitedekinden farklı çıkar. İkincisinde alıcı gerçekten kendi para biriminde öder, ama size bir dönüşümle ulaşır. Üçüncüsünde tahsilat ve hesabınıza yatan tutar aynı para birimindedir. Sağlayıcınızın hangisini sunduğu, sitenin kapsamından önce öğrenilmesi gereken şeydir.
Fiyat kurmanın da iki yolu var. Otomatik kurla çevirmek kolaydır ama ekranda 37,43 gibi etiketler üretir ve fiyat her gün oynar. Ülke başına sabit bir liste tutmak daha fazla emek ister, buna karşılık 39 veya 45 gibi yuvarlak, güven veren etiketler sağlar ve kampanyayı planlamayı kolaylaştırır. Az ürünle sabit listeye başlamak genellikle daha temizdir. Maliyetiniz TL, satışınız döviz olduğunda fiyat listesini hangi aralıkla gözden geçireceğinizi de baştan belirleyin.

Bu formülün değeri, unutulan kalemleri görünür kılmasıdır. Yurt içi fiyatınızı kura bölüp etiket yapmak, kargo ve iade payını kârınızdan ödetir. Formülü ürün grubu ve ülke başına bir tabloda tutun; ajansa da sitenin bu listeyi nasıl içeri alacağını sorun, çünkü fiyat yönetimi ileride haftalık bir iş haline gelebilir.
Ödeme: Türkiye'deki sanal POS yurt dışı kartında nasıl davranıyor?
Bu bölümün Türkiye'den satan biri için özel bir önemi var. Yurt içi mağazanızda sorunsuz çalışan sanal POS'unuz, yabancı kartları kabul etmeyebilir, belirli ülkeleri kapatmış olabilir veya yalnızca TL tahsil edebilir. Üstelik taksit, yurt içi alışverişin alışkanlığıdır; yurt dışındaki alıcının ödeme ekranında bir karşılığı olmayabilir. Yurt içi ödeme adımınız için emek verdiğiniz düzen burada tekrar kullanılamayabilir.
Küresel ödeme sağlayıcılarının bir kısmı Türkiye'de kurulu şirketleri doğrudan kabul etmeyebilir veya kısıtlı hizmet sunabilir; koşullar da zamanla değişir. Bu yüzden site teklifini imzalamadan önce şu görüşmeyi kendiniz yapın veya ajansınızdan yapmasını isteyin: şirketiniz bu sağlayıcıyla döviz tahsilatı yapabiliyor mu, hangi ülkelerin kartları kabul ediliyor, para hangi hesaba hangi sürede yatıyor, dövizin yurda getirilmesiyle ilgili belgeyi nasıl alacaksınız? Son soruyu mali müşavirinizle birlikte değerlendirin. Ödeme kuruluşunun komisyonu kadar uygulanan kur makası da dikkat ister; ikisi birlikte okunmadan teklif karşılaştırılamaz.
Sağlayıcı netleştikten sonra sıra ülke alışkanlığına gelir. Kart ve cüzdan birçok pazarda yeterli bir taban oluşturur; Hollanda'da iDEAL, Polonya'da BLIK veya Almanya'da fatura ile ödeme gibi yerel yöntemler ise ilgili pazarda tamamlama oranını etkileyebilir. Ödeme yöntemi eklemek çoğu zaman teknik olarak küçük, sözleşme ve risk tarafında büyük bir iştir. Fatura ile ödeme gibi seçeneklerde tahsilat riskini kimin taşıdığına bakın. Bir de itiraz (chargeback) süreci vardır: yurt dışından gelen bir iade talebi kart şirketi üzerinden size ulaştığında teslimat kanıtı ve iletişim kaydı istenir. Bu nedenle siparişle kargo takibinin eşlendiği bir düzen, sitenin görünmeyen ama para koruyan parçasıdır.
Kargo: desi hesabı ürün sayfasına kadar uzanır
E-ihracatta kargo, sitenin altındaki bir kurulum adımı değil, satış kararının bir parçasıdır. Ana sorular üç başlıkta toplanır: ücret alıcıya nasıl gösterilecek, gümrük ve vergi kime ait, paket geri gelirse ne olacak?
Ücret gösteriminde başlangıç için bölgeye göre sabit bir tablo yeterli olabilir; ağırlık ve desi çeşitliliği büyüdükçe taşıyıcıdan canlı ücret almak mantıklı hale gelir. Canlı ücret, ürün başına doğru ağırlık ve kutu ölçüsü olmadan çalışmaz. Ayrıca ETGB, yani Elektronik Ticaret Gümrük Beyannamesi süreci genellikle kargo firmanızla birlikte yürür ve doğru GTİP kodu, ürün tanımı, değer ve menşe bilgisi ister. Bu verileri sitedeki ürün kartına baştan eklemek, sonradan binlerce satırı elle tamamlamaktan kolaydır. Uygulanacak değer ve ağırlık sınırları ile şartlar dönemsel olarak değişebilir; güncel durumu Ticaret Bakanlığı duyurularından ve kargo firmanızdan doğrulayın.

Gümrük ve verginin kime ait olduğu, sitede en çok gözden kaçan karardır. Alıcı teslimde ödediğinde sitenin işi kolaylaşır, ama kapısına gelen kuryeden beklemediği bir tutar duyan müşteri paketi reddedebilir ve iade kargosu size kalabilir. Baştan tahsil ettiğinizde deneyim temizlenir; buna karşılık ürün başına doğru vergi hesabı gerekir. Avrupa Birliği'nde düşük değerli gönderiler için IOSS gibi düzenlemeler, ABD'de de düşük değerli paketlere ilişkin kurallar son yıllarda önemli ölçüde değişti ve değişmeye devam ediyor. Bu nedenle bir ülkeye ait “vergisiz gönderim” bilgisini eski bir yazıdan almayın.
İade için de ayrıca bir karar gerekir. Değeri düşük üründe geri getirmek yerine yeni ürün göndermek daha ekonomik olabilir; yüksek değerli üründe ise iade noktası veya anlaşmalı bir adres gerekebilir. AB'deki tüketiciye satışta cayma hakkını da hesaba katın. İade koşullarının sitede nasıl yazılacağını ve iadenin ekibe nasıl düşeceğini kurguluyorsanız kargo ve iade yönetimi rehberi pratik bir kontrol listesi sunar.
Üretici olarak satmanın getirdiği üç ayrı durum
Mağaza yerine üretici olarak yurt dışına açılmak, tipik e-ticaret anlatılarının atladığı üç konuyu öne çıkarır.
Birincisi kapasite. Yurt dışından bir toptancı sitedeki ürününüzü görüp büyük adet istediğinde stok değil, üretim planı konuşulur. Sitede teslim süresini ürün türüne göre dürüstçe göstermezseniz ya sözünüzü tutamazsınız ya da hazır stok gibi görünen bir ürün üzerinden müşteriyi kaybedersiniz. Sipariş üzerine üretilen modelleri “hazır gönderim” ile aynı şablonda göstermemek basit ama değerli bir tasarım kararıdır.
İkincisi perakende ile toptanın aynı sitede karışması. Üretici sitesine son tüketici de ithalatçı da gelir. Hepsini aynı sepete sokmak zorunda değilsiniz. Son tüketiciye satın alma akışı, işletmeye adet ve şart soran bir teklif formu sunmak çoğu zaman yeterli bir başlangıçtır; bayi fiyatları, onaylı hesaplar ve vade gibi ihtiyaçlar varsa kapsam başka bir projeye dönüşür. Bunu baştan ayırmak hem ajansın işini hem sizin bütçenizi netleştirir.
Üçüncüsü tek stok. Yurt içinde Trendyol veya Hepsiburada'da satarken yurt dışı mağazası açtığınızda aynı ürün iki yerde görünür. Elle takip edilen stokta yurt dışına satılmış bir ürünün yurt içinde de satılması, uluslararası bir iade maliyetine dönüşebilir. Mağaza, pazaryeri ve fiziksel satış aynı stok havuzunu görmelidir. Welda tarafında bu işi kendi ürünümüz Welda Stock üstlenir, ama mevcut stok sisteminizle entegrasyon da kurulabilir; yani stok sistemi değiştirmek bir önkoşul değildir.
Evrak ve mevzuat: iki ülkenin kuralları aynı anda geçerli
Bu bölüm genel bir çerçevedir, hukuki veya mali görüş değildir; uygulamayı mali müşaviriniz, gümrük müşaviriniz ve gerektiğinde hedef ülkedeki bir danışmanla netleştirin. Burada amacımız sitenin kapsamını etkileyen başlıkları görünür kılmak.
Türkiye tarafında faturalama ilk konudur. e-Fatura ve e-Arşiv mükellefiyetinize göre yurt dışına kesilen faturanın nasıl düzenleneceğini, ihracat istisnasının nasıl uygulanacağını ve ETGB ile nasıl eşleştiğini önceden konuşun. Sitenin yapacağı iş, faturaya gereken veriyi (alıcı, ülke, para birimi, ürün tanımı, GTİP) düzgün toplamak ve muhasebeye aktarmaktır. KVKK tarafında da yurt dışı ziyaretçinin verisi ödeme, kargo ve analitik hizmetleri aracılığıyla farklı ülkelere gidebilir; aydınlatma metnini buna göre güncellemek gerekir. Devlet destekleri ayrı bir başlıktır: e-ihracat desteklerinin kapsamı ve koşulları dönemsel değiştiği için, faturanın ve sözleşmenin biçimi önem taşıyabilir; projeyi imzalamadan önce Ticaret Bakanlığı'nın güncel duyurularına bakın.
Alıcı tarafında ise AB'ye satıyorsanız GDPR ve çerez onayı, cayma hakkı, ürün güvenliği kuralları (GPSR) ve bazı ürünlerde AB'de yetkili bir sorumlu kişi şartı gündeme gelir. Almanya'da satış yapacaksanız sayfada satıcı bilgileri, ambalaj kaydı ve fiyat gösterimi kuralları ek dikkat ister. Bu başlıkların çoğu site tasarımını doğrudan etkiler: ürün sayfasında üretici ve güvenlik bilgisi alanı, yasal sayfalar, ödeme adımındaki onay kutuları ve çerez akışı projeye dahil değilse sonradan eklemek zorlaşır.
Hangi aşamada neye para ayrılır?
Sorunun özü şudur: her yatırımı, onu gerektiren sinyal geldiğinde yapın. Takvime değil sinyale bağlı bir sıra, ilk yılınızı gereksiz entegrasyonlardan kurtarabilir.

Baştan yapılmaya değer yatırımlar, sonradan değiştirmesi pahalı olanlardır: temiz ürün verisi, çoklu dile açılabilecek bir platform ve URL kurgusu, doğru ölçümleme. Beklemesi mantıklı olanlar ise sonradan eklenebilen katmanlardır: ek dil, ek ödeme yöntemi, tam kargo otomasyonu, ülkeye özel kampanya sayfaları.
Bu düzeni bir tablo olarak da okuyabilirsiniz:
| Durumunuz | Şimdi yapın | Bekletin |
|---|---|---|
| Hiç yurt dışı siparişiniz yok | Ülke araştırması, pazaryeri denemesi, ürün verisi | Kendi çok dilli mağazanız |
| Tek ülkeden düzenli talep geliyor | Tek dilli mağaza, uygun ödeme, kargo tablosu | İkinci dil, vergi otomasyonu |
| Aynı ülkede tekrar eden satış var | Yerel ödeme yöntemi, etiket ve takip otomasyonu | Yerel depo |
| İki üç ülkeden talep büyüyor | Ülke başına fiyat listesi, dil, reklam ölçümü | Ayrı ülke alan adları |
Reklam bütçesini de bu sıraya katın. Yeni bir ülkede bilinmeyen bir markasınız; site hazır olduğunda o ülkeden kendiliğinden trafik gelmeyebilir. Lansman bütçesinin tamamını siteye harcayıp reklam ve içerik için kaynak bırakmamak, açılışı yapılmış ama kimsenin bilmediği bir mağaza üretir.
Yayından sonra ilk bakılacak şey de toplam ciro değil, ülke bazlı ödeme tamamlama oranıdır. Sepete ekleyen ama ödemeyi bitirmeyen Alman alıcı, çoğu zaman tasarımdan değil kargo ücretinden, teslim süresinden veya ödeme yönteminden etkilenmiştir. GA4'te ülke kırılımlı e-ticaret raporu kurulmadıysa hangi kararın işlemediğini anlamak için tahminden öteye geçemezsiniz.
Teklifleri aynı masaya koymak
İki teklifi karşılaştırmak için önce onları aynı dile çevirin. Her teklifte aşağıdaki satırların karşısına “dahil”, “hariç” veya “ek ücretli” yazın. Boş kalan satır, en pahalı satırdır, çünkü iş başladığında konuşulur. Maliyeti belirleyen ana kalemler ürün sayısı, dil ve ülke sayısı, entegre edilecek ödeme ve kargo sayısı, içerik ve çeviri işi, platform tercihi ve yayın sonrası bakım kapsamıdır.

Gizli maliyetler genellikle üç yerden çıkar. Birincisi aboneliklerdir: platform, dil, para birimi, vergi ve kargo eklentileri ayrı ayrı aylık ücretlendirilebilir, sözleşmede görünmeyebilir. İkincisi işlem kesintileridir: ödeme komisyonu, kur farkı, platformun işlem ücreti ve iade komisyonu. Üçüncüsü bakımdır: bir ülkenin vergi kuralı değiştiğinde siteyi kim, hangi ücretle güncelleyecek? Üçü için toplam yıllık bir hesap isteyin. Welda dahil hiçbir firmanın teklifini tek bir kurulum rakamıyla değerlendirmeyin; bizim tarafımızda da kapsam ve fiyat, ücretsiz görüşmede ihtiyacınız konuşulduktan sonra netleşir.
Görüşmede sorulabilecek somut sorular:
- Daha önce yurt dışına satış yapan bir mağazada hangi ödeme sağlayıcısını kurdunuz; biz onunla çalışabilir miyiz, bunu nasıl doğrularız?
- Yeni bir dil eklemek ileride ne kadar iş? Ürün başına mı, sayfa başına mı, nasıl hesaplanır?
- GTİP, ağırlık ve menşe alanları ürün kartında nerede duracak, nasıl toplu güncellenecek?
- Hreflang kurulumunu kim test edecek ve hangi araçla göstereceksiniz?
- Mağazanın, alan adının ve ödeme hesaplarının sahibi kim olacak?
- Yasal metinleri kim hazırlayacak, siz yalnızca yerleştirme mi yapıyorsunuz?
Welda'nın yaptığı ve size kalan işler
Hizmet tarafımızı açıkça yazalım. E-ticaret çözümlerimiz kapsamında ihtiyaca göre Shopify, WooCommerce, Ticimax veya İdeasoft üzerinde mobil öncelikli mağaza kuruyor, ürün kataloğunu ve içeriğini düzenliyor, ödeme ile kargo entegrasyonlarını bağlıyoruz. Trendyol ve Hepsiburada'nın yanında Amazon ve Etsy entegrasyonu da kuruyoruz; GA4 gelişmiş e-ticaret ve Meta Pixel ile ölçümlemeyi, e-posta otomasyonuyla sepet kurtarmayı devreye alıyoruz. Stok tarafında isterseniz Welda Stock'la mağaza, pazaryeri ve fiziksel satışı tek havuzda topluyoruz. E-ihracat sitesi yaptırmak istediğinizde başlangıç noktamız ürün, kanal ve hedef ülkeyi birlikte netleştirdiğimiz keşif aşamasıdır.
Sınırı da söyleyelim. Çok dil ve çok para birimi, hizmet sayfamızda sabit paket olarak yazılı değildir; hedef ülkeye, seçilen platforma ve ödeme sağlayıcısına göre keşifte kapsamlandırılır. Gümrük müşavirliği, mali müşavirlik ve hukuki danışmanlık da hizmetlerimiz arasında sayılmaz: GTİP tespiti, vergi kaydı ve yasal metnin hukuki doğruluğu için ilgili uzmanla çalışmanız gerekir. Bizim işimiz o kararların siteye doğru yansımasını sağlamaktır. Ödeme sağlayıcısının şirketinizi kabul edip etmemesi de sağlayıcının kararıdır; bunu önceden birlikte kontrol etmek projenin riskini azaltır.
Elinizde ülke adı, ürün listesi ve mevcut kargo bilgisi varsa görüşme kısa ve verimli olur. Bunlar henüz yoksa da sorun değil; e-ihracat sitesi yaptırmak için ücretsiz görüşme talep edip hangi aşamada olduğunuzu ve ilk adımın site mi, pazaryeri mi olduğunu konuşabiliriz.
Sık sorulan sorular
Mevcut Türkçe e-ticaret sitemi e-ihracata açabilir miyim, yoksa yeni site mi gerekir?
Çoğu platformda mevcut mağazaya dil ve pazar eklemek mümkündür; belirleyici olan altyapının çok dil, para birimi ve ödeme kapsamını nasıl desteklediğidir. Ürün verisi düzgün, platform esnekse genişletmek mantıklı olabilir. Yurt içi taksit ve kargoya sıkı sıkıya bağlı bir yapıda ayrı mağaza daha temiz sonuç verebilir. Karar için mevcut sistemin kısa bir denetimi yeterlidir.
E-ihracat sitesi için Shopify mı WooCommerce mi?
Tek bir doğru cevap yok. Shopify hızlı ve bakımı kolay bir yol sunar; WooCommerce esneklik ve barındırma ile kod üzerinde kontrol sağlar. Ticimax ve İdeasoft yerel entegrasyonlarıyla öne çıkar. Yurt dışı için seçim yaparken hedef ülkelerde çalışabileceğiniz ödeme sağlayıcısını, dil ve para birimi yönetimini, gereken eklentilerin toplam yıllık maliyetini birlikte karşılaştırın.
İlk aşamada kaç dil yeterli olur?
Çoğu üretici için bir yabancı dil yeterli bir başlangıçtır, tabii ilk ülke net ise. İngilizce tek başına bazı ülkelerde işinizi görür, ama Almanya veya Fransa'da asıl pazarı hedefliyorsanız o ülkenin dili daha güçlü bir seçim olabilir. Ölçü, o dilde müşteri iletişimini yürütebilmenizdir.
Bu sitenin maliyetini neler belirler, fiyatı ne zaman öğrenirim?
Ürün sayısı, ülke ve dil sayısı, bağlanacak ödeme ve kargo entegrasyonları, içerik ve çeviri ihtiyacı, platform aboneliği ve yayın sonrası destek kapsamı belirleyicidir. Sabit liste fiyatı yayınlamıyoruz; kapsamınız ücretsiz görüşmede konuşulduktan sonra size özel teklif hazırlanır.
E-Arşiv ve ETGB sürecini site otomatik yapar mı?
Bu, kullandığınız platforma, muhasebe yazılımına ve kargo firmasına bağlıdır. Site çoğunlukla gerekli veriyi toplar ve aktarır; beyan ve fatura sürecinin sorumluluğu ise sizde, mali müşavirinizde ve anlaşmalı kargo firmanızdadır. Otomasyon vaadi duyduğunuzda hangi adımın gerçekten otomatik olduğunu tek tek sorun.
Pazaryerinde satıyorum, yine de kendi siteme ihtiyacım var mı?
Hemen olmayabilir. Pazaryeri talebi doğrulamak için güçlü bir yoldur. Müşteri verisine sahip olmak, marka kurmak, toptan talep toplamak veya komisyon yükünü azaltmak istediğinizde kendi site gündeme gelir. Birçok üretici için doğru cevap ikisini aynı stokla birlikte yürütmektir.
Avrupa'ya satış için AB'de şirket kurmak gerekir mi?
Her durumda gerekmeyebilir; ürün türüne, satış kanalına ve hacme göre değişir. Bazı durumlarda AB'de bir temsilci veya sorumlu kişi, vergi kaydı ya da aracı bir hizmet gerekebilir. Bu kararı site projesinden önce bir mali müşavir ve gerekirse hedef ülkedeki danışmanla verin, çünkü fatura, ödeme ve kargo kurgusunu doğrudan etkiler.